Sebze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sebze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Şubat 21, 2013

Mantar Sote



Böyle tek başına getirip masanın ortasına koyarsan; önce, bir elinde çatal, diğerinde bıçak, masaya dirsek dayamış "okul dönüşü açlığındaki" çocuğun suratına dik dik bakar, sonra, peşinden, biraz ürkek, hafiften konuyu anlamış ve cevabı çok iyi bilen "eşin" soruyu sorar: "başka ne vardı yanında acaba, CANIM!?"
Kalıverirsin elinde bir tabak SOTE mantarla.
Tam olarak, "sotelenmiş bir akşam" yaratmak istemiyorsanız, yani evde, çoluk- çocuk, eş sizden, yemek çeşitleri anlamında, bir beklenti içinde ise, bu riske girmeyin. Yapın paşa paşa, çorbanızı, makarnanızı, yanında bir tavuk,  ha, birde sote mantar, tamamdır.
Yoksa, akşam yemeği için, dolapta ne kadar kahvaltılık varsa, masaya taşır, bu birbirinden alakasız, "kahvaltılı-sote mantar" menüsünün baş kahramanı olarak tarihe geçer, yetmedi dile düşersiniz.
Oturup kendi başınıza yiyebileceğiniz, tek başına bile harika bir protein kaynağı bu mantar, ancak, işin içine, diğer aile bireyleri dahil edilecekse, dikkatli bir "kombinasyon" gerektiriyor.
Siz, siz olunuz, lütfen, yanında bir pilav, bir tavuk veya et ile servis ediniz.
Tek başına, SOTE'ye yatmayınız. SOTE'lenirsiniz animallah.
Afiyetle.

Salı, Ocak 22, 2013

Tatlı Patates






Yok böyle bir lezzet derken, yüksek sesle de düşünmeden edemiyorum.
Neden?
Niçin üretilmiyor, taş eksen, yeşerecek, sopa diksen kök verecek, bereketli topraklarımızda?
Eksik olan ne?
İklimse iklim, topraksa toprak.
Tuzlusu yetişiyorsa, tatlı olanı neden yetişmesin?
Avrupa ve Amerika' da, neredeyse, her et yemeğinin yanında, patatesin makbul olduğu her tarifte, bolca kullanılmasına, tüketilmesine rağmen, ülkemizde bilinmiyor, tanınmıyor ve kolay bulunmuyor.
Beta karoten deposu, lif kaynağı, antioksidan, hafif tatlı, tatlı olmasına rağmen, kan şekerini yükseltmeyen bu turuncu, güneş rengindeki sebze, hak ettiği değeri, ülkemizde, -ne yazık ki- henüz görmüş değil.
Bal kabağı gibi, "tatlı" niyetine, -hiç şeker koymadan- ceviz, fındık ile süsleyerek pişirebileceğiniz gibi, tavuk ya da et yemeklerinin yanına da alternatif olarak fırında, biraz zeytinyağ, karabiber ve biberiye ile pişirilebilirsiniz pekalâ.
Gerisi, ortaya çıkan şahane tadın keyfini sürmek.









Cuma, Kasım 09, 2012

Zeytinyağlı Yer Elması





Yer elması hakkındaki ilk hissiyatım, -yamultulmuş bir dudak hareketi ile-, "Qusimodo,(Notre Dame'ın kamburu) seni görseydi, sanırım haline şükrederdi" oldu.
Bu yamru yumru, "senden bir halt olmaz" düşüncesi yaratan sebzenin, ön yargılardan arınıp bir kere denenmesi ile ortaya çıkan mucizevi tadı hissedince "u-tan-dım".
Pişirdikten sonra, aynı Qusimodo gibi, dış görüntüsü nedeni ile utangaç duran, ancak yüreği ışık saçan bu lezzetli sebzeye Esmeralda gibi aşık olmamak mümkün değil.
Önemli olan dış görünüş değil işte.
Yer elmasının, görüntüsünden çok, dağıttığı şifa ve bana arta kalanları...

Pazartesi, Ağustos 13, 2012

Salata






İlla ki isim koymaya gerek var mı? 
Önüne, arkasına bir sürü malzeme ekleyerek isimlendirmek gerekir mi?
"Yer fıstıklı, narlı,  kars gravyeri eşliğinde" ya da "Marul yatağında, fesleğen yaprakları ile bezenmiş, kavrulmuş yer fıstıklı salata" 
"Şeritler halinde doğranmış salatalık havuzunda, tereyağ ile kavrulmuş yer fıstıkları eşliğinde, limonlu, narlı, fesleğenli salata.."
Hani "havalı" restoranlar vardır..gerçekten havanızı alır, paranızı bırakır, aç kalkar gelirsiniz. 
Menülerini elinize alırsınız, ne olduğunu anlamadan, diliniz dönemeden, garsona.."şundan olsun" dersiniz. 
Gele gele, tepsi kadar bir tabağın ortasında, "kuş yemi" kadar, ana kaynağı dana, kuzu veya tavuk eti olan bir yemek, ya da makarna gelir. 
Mideniz doymaz ama gözünüz şenlenmiştir. Ne alâ..
Jamie Oliver'ı da bunun için seviyorum galiba..sıradan, herkesin mutfağında yapabileceği ve "dilimizin döndüğü" yemekler yapıyor.
işte bu salata..
Evdeki malzemeler ile..
sade, basit..
ve
çok lezzetli..



Perşembe, Haziran 21, 2012

Yoğurtlu semiz otu






Ne sevmeyeni,  ne yemeyeni yoktur herhalde. Herkesle barışık.
Biraz kıvamlı yoğurt, üzerine bıçak değmemiş semiz otları..
Tam da zamanı.



Perşembe, Haziran 07, 2012

Mücver



Kabak Mücveri

En son annemin elinden yemiştim. Sanırım evden henüz ayrılmış, yatılı okula başladığım, ortaokulun son zamanları..

Çocuk halimle, evden uzak olmanın zor ama aşılması zorunlu dönemleri..

Hep, çocukluğumu hatırlatan bir lezzettir, annem sık yapardı. O zaman kabak, sadece yaza özgü bir sebze olduğu için, bol naneli ve taze soğanlı bir mücver bize yazın geldiğini hatırlatırdı. Aynı domates gibi..dondurma gibi..Yaz habercisiydiler.

Peşinen söyleyeyim Alp, ağzına bile sürmedi. 

Kızartmanın hiç yapılmadığı bir evde, değişik bir tat geldi ona..burun kıvırdı. Bu neee? dedi..Yemedi..

Ancak, nane ve kabağın kızarırken ki eve yayılan kokusu, hafızasına kazındı. Eminim, ona da ilerde çocukluğu hatırlatacak.


Salı, Mayıs 22, 2012

Fırında Sebzeler






Kabağın ve patlıcanın her türlüsünü seviyorum ancak, tavada bol yağın içinde kızartma yapılmak sureti ile yenen dönemleri kapatalı epey oldu.
Yıllar önce midemin, bana baş kaldırması neticesinde, yağda kızarmış her şeyi çıkardım hayatımdan. 
Yoksa, mücver, kızarmış patlıcan-kabak üzeri yoğurt deyince, akan sular dururdu benim için.
Fırında, marine edilmiş sebzeler, yağ ile sorunu olanlar ve diyet yapanlar için hafif, bir o kadar sağlıklı bir yöntem.
Öyle uzun uzadıya yazılacak bir tarifte değil.
4-5 kabak,  2 patlıcan (soymadan, tuzlu suda bekletilmiş), karabiber, sarımsak (2-3 diş bütün), tuz, süslemek için kırmızı biber, 2-3 yemek kaşığı zeytinyağ ve dereotu. Bu kadar.
Kabakları soyucunuzun tırtıklı tarafı ile yol yol çizgiler halinde, halka şeklinde doğrayın. 
Yağlı kağıt serili tepsiye dizin.  Patlıcanları da halka halka doğrayın. Üzerine, kırmızı biberleri ve dere otlarını koyun. Aralara sarımsak yerleştirin. 2-3 yemek kaşığı zeytinyağ üzerine gezdirin, taze çekilmiş karabiber ve tuz ilave edin.
180 derecede 15-20 dakika pişirin.



Perşembe, Nisan 26, 2012

Fırınlanmış sebzeler ile salata







Yaz  kapıda. 
Kışın tüm ağırlığını atma vakti. 
Eve detoks, vücudumuza detoks, ruhumuza detoks zamanı.

Çarşamba, Nisan 18, 2012

Zeytinyağlı Enginar




Enginarlar, en taze, en güzel halleri ile tezgahlarda yerini almaya başladı ve ben neredeyse her gün enginar yapar, yer, kapağını açar, koklar ve hayranlıkla seyrederken buluyorum kendimi.

Malzemeler

3-4 adet ayıklanmış, limonlu suda beklemiş enginar
1 adet soğan (iri doğranmış)
1/2 su bardağı haşlanmış bezelye
1/2 su bardağı haşlanmış havuç
1/2 su bardağı haşlanmış patates
1/2 çay bardağı zeytinyağ
1/2 yemek kaşığı un
1/2 limonun suyu
1 su bardağı ılık su
Tuz
Üzerini süslemek için dereotu

Yapılışı

(Yemeklerinizi yaparken, döküm tencere kullanırsanız, yemeklerin kısık ateşte, daha kısa sürede, sağlıklı ve lezzetini kaybetmeden  piştiklerini göreceksiniz.)

  • Döküm tencereye zeytinyağını koyun ve iri iri doğranmış soğanları ilave edin.
  • Soğanları yağda bir-iki çevirin ve dörde böldüğünüz enginarları ilave edin. (ocağınız orta ateşte olsun)
  • Daha sonra,  üzerine yarım limonun suyunu ve unu serpiştirin, karıştırmaya devam edin.
  • Sırası ile  havucu, bezelyeyi ve patatesleri ekleyin.
  •  Tuzu ve ılık suyu ilave ederek, kısık ateşte 15-20 dakika enginarlar hafif yumuşayıncaya kadar kapağı kapılı olarak pişirin.
  • Üzerine dere otu ile süsleme yapın.

Salı, Nisan 03, 2012

Zeytinyağlı yeşil domates



Geçen yaz, kayınpederimin bahçesinden toplayıp geldiğim bir sürü yeşil domatesi, turşusunu mu yapsam? ısırırak "elma gibi" mi yesek?, salatalara mı doğrasam? diye düşünürken aklıma bu zeytinyağlı tarif geldi.