Pazar, Şubat 04, 2018

ANNELER ÖLMEZMİŞ!






















Anneciğim gideli tam 41 gün oldu.

Fotoğraflarına bakamıyorum.
Son gecesini geçirdiği, bizdeki odaya hala giremiyorum.
Ağlama krizi, kahkaha krizi, durgunluk, dalgınlık, boşluk, sol tarafımdan başlayıp, bütün vücuduma yayılan bir sızı, sızlama, acıma, yanma!
Ne ararsan var.
"Anne" kelimesi nasıl güzel, nasıl kutsal, nasıl ilahi bir şey ise, annem melek olduğundan beri, bir o kadar acı veriyor bu kelimeyi duymak.

Bu kadar duygusal karmaşadan sonra, bana iyi gelen, ilaç gibi bir yazıya denk geldim internette.
Soluk almadan okudum ve iyi hissettim kendimi bir an.
"Anneler ölmez" diyor başlığında ve google da denk gelirseniz okumadan geçmeyin. Özetle diyor ki:

Bir ömür bitti, annem gitti.
Ama annemin mitokondrisi bende kaldı. Benim hücremde, benim her hücremde annemin mitokondrisi var. Her nefes alışımda, her kalp atışımda, her elimi uzatışımda, her düşüncemin başlangıcında, ne için enerji harcıyorsa bu vücudum işte orada annemin mitokondrisi var. Annem gitti belki ama mitokondrisi bende kaldı. Enerji santrali, kaynağı anne. İnsanın başlangıcı olan o ilk iki hücrenin yumurta olanı büyük ve zengindir. İçinde bir hücrenin yaşaması, çoğalması, değişmesi için gerekli olan her şeye ve bir ömür gerekli olacak enerjiyi üretecek mitokondriye de sahiptir.Mitokondri, hücreye enerji veren, canlı olmasının temelini sağlayan organeldir ve babadan değil, anneden gelir. Anne her çocuğuna enerjisini verir, enerji üretme mekanizmasını verir. Harcanan her enerji annenin çocuğuna verdiği mitokondriden gelir.Dolayısıyla anneler vefat edebilir ama anneler ölmez!!! Biz farkında olmadan annelerimizi gizli bir şifre gibi her hücremizin içinde taşırız. Annemiz vefat etse de bize enerji vermeye devam eder. 
Çiçekleri çok severdi.
Hele lale ve sümbül ona can veriyordu, neşe veriyordu, mutluluk duyuyordu koklarken biliyorum.
Bu yüzden buradaki tüm çiçekleri sevgili, biricik, canım, herşeyim anneciğime bırakıyorum.
Nur içinde yatsın, babacığıma sıkı sıkı sarılsın orada.

Hayat devam ediyor diyorlar.
Eğer dayanabilirsem, bekleyip göreceğiz.

Arayan, soran, mesaj atan herkese, hepinize sonsuz teşekkürler.

Sevgilerimle

Emel



Pazar, Aralık 03, 2017

BENİM YILBAŞI KOROSU & VİŞNELİ MEKİK



















Benim yılbaşı korosu, bir yılı geçirdiği kapalı kutudan çıkarak, sahnede yerlerini aldı.
Fonda,  Frank Sinatra "happy golden day" diye usul usul kulağın pasını temizlerken, onlarda eşlik ediyorlar kanımca, halleri öyle geldi:)

Bende bir ara, bu güzel konseri mutfaktan da dinlerim diyerek, yeni aldığım mekik kalıbını deneyeyim dedim. Hem evin içi mis gibi kek koksun, hem de, ambiyans tam olsun niyetiyle, ARDA'nın mutfağı'ndan vişneli kek tarifini yaptım.

üç Ç'li bir tarif:)

Çok güzel bir tarif.
Çok hafif bir kek.
Çocukların bayılacağı bir lezzet.

Denemek için şu ara ne kadar çok sebep var aslında!
Ağzınız tatlansın, eviniz şenlensin diye aşağıda paylaşıyorum. Linkten de okuyabilirsiniz.

Mutlu haftalar.

VİŞNELİ MEKİK
1 su bardağı pudra şekeri
125 gram tereyağ / oda ısısında -ben yağı biraz azalttım-
1 su bardağı un
3 yumurta -tarifte 5 yumurta diyor, ben 3 kullandım-
1/2 su bardağı badem unu-aynı oranda, kavrulmamış badem ve fındık  çektim rondoda-
15-16 adet vişne

Pudra şekeri ve tereyağını iyice çırpın. Yumurtaları teker teker ekleyin. Homojen bir kıvam elde edince, kuru malzemeleri ilave edip, spatula ile karıştırın.
Mekik kalıplarına hamuru paylaştırarak dökün.
Her mekiğin ortasına bir vişne koyun.
170 derece de 20-25 dakika pişirin.

İsterseniz pudra şekeri serpebilirsiniz üzerine.







Pazar, Kasım 12, 2017

ESKİ EMAYE TEPSİ BOYAMA






















Ihlamur ve Adaçayı benim rengim.
Bir de hardal var, hardal rengi.
"Duck egg blue" dedikleri var.
Mint var.
Bayılıyorum.
Beyazdan sonra en sevdiğim renkler.
Her yeri bu renklere boyayabilirim.
Bahçeli evimin kapısını "duck egg blue" yapacağım mesela.
Pencereleri de hardal sarısı.

Evi biz yapacağız anlaşıldı.
Gözlerime perde indi, mevcut evleri görünce, 
"katsız ev" kalmamış Ege'de!
Her yer dubleks, tripleks.
Ne meraklıyız yüksek katlı, kocaman evlere.
Sığamıyoruz sahiden 150-200 metrekarelere.

Emaye tepsiyi, bu yaz Kıbrıs'tan aldığım adaçayı ve Ihlamur renklerine boyadım. 
Çok işçilik aramayın.
Ben kusur severim.
Gelişi güzel boyadım, plan yapmadan.
Sonra da nereye koyacağımı bilemedim ki burası en zorlayan kısımdı:)
Duvara da astım,
Metal ayaklıkla büfenin üzerine de koydum.
En son gördüğümde, salondaki sehpanın üzerinde, içinde mumlar vardı:)

Mutlu kalın.

Sevgiler

Emel