Çarşamba, Temmuz 01, 2015

İkinci Konsol Vakası













Bizim değil bu sefer Özdenin bu.
Kızkardeşim, Mete'nin yaptığı konsolu çok beğenince, kolları sıvadık. "Tatile çıkmadan bitirelim, süpriz olsun, şaşırsın" dedik.
O "kürek sapı bacak" istemedi tabi, "kütük olsun, kalın olsun" dedi.
Eski kalaslar satan yerlerde dolandık durduk bir kaç gün. İstediği kalınlıkta bulmak çok zor.
 Genelde inşaat atığı oldukları için uzun ve inceler var.
Bir de ben aldığımız her kütüğün yaşını hesaplamaya başladım bu enine kesince ortaya çıkan çizgilerden.
Mesela bu kalaslar için 55 saydım. Çok mu gerekli, değil elbette, merak işte.
boş iş benim ki!
Neyse, bitti, gönlüne göre oldu, çok beğendi, yerine teslim edilmeden şöyle bir yerleştirip, fotoğraf çekeyim dedim.
Bir de onun evinde çekeceğim fotoğrafları, bakalım o zaman nasıl duracak?












Pazar, Haziran 28, 2015

Bir güne neler sığmaz ki!












Bir "Speedy gonzales" edası ile,
Eski, siyah deri olan yatak başı, geçen sene Zara home indiriminden alınan keten kumaşla elde, makine kullanmadan bir güzel kaplanır,
Temizlik yapılır,
Saçlar evde küllü kumrala boyanır,
Bir hafta sonra çıkılacak tatil için, hızlıca bir-iki alışveriş yapılıp gelinir,
Alp, sınıf arkadaşları toplantısına götürülür, getirilir,
Akşam yemeği için canı makarna ister, taze makarna açılır, pişirilir
Limonlar kurutulur, -çok acilmiş gibi-
Mutfak toplanır,
Şişmiş ayaklar tavana dikilir,
Bir güne neler sığdırdım diye düşünürken, hevesle bir iki sayfa okuyayım dediğin kitap yüzüne düşer,
Rüya bile görmeye vaktin olmaz,
Gün biter!






Cuma, Haziran 26, 2015

Yemlikmiş bu!














1970-80'lerin tavukları ne şanşlıymış:)
Özel yemlikleri varmış kümeslerinde. Kayınpederim yaptırmış bu yemliği zamanında, rahat rahat yemlensinler diye.
Şimdikiler garibim telef ediliyor, yok kuş gribi, yok bilmem ne virüsü bahanesi ile.
Çiftliklerde, bir karış folluklarda, güneş yüzü görmeden, serbest dolaşım hakkı ellerinden alınmış, oksijensiz hava sahası içinde, antibiyotikli yemlerle 3 günlük el kadar civciv, 10 gün sonra oluyor sana 5 kiloluk piliç!
Organik, morganik anlamam, almam, alana da mani olmam, afiyetle ancak, yazık değil mi şu gelecek nesillerimize, erkek çocuklarımıza östrojen hormonu ile beslenmiş tavukların yedirilmesine, kız çocukların 9 yaşına inen ergenlik siklisüne.
Bu yüzden yarı vejeteryan oldum. 8 senedir et yemiyorum, balık dahil. Alp ve Mete için yapıyorum arada, Allah'tan onlarda fazla etçil değil, rahatız. 
Şimdi, ben bu postta size yukarıda ki yemliği anlatacaktım değil mi? Konuyu nasıl da başka taraflardan dolandırıyorum Allahım! Sadedim bu değil di halbuki:)
Ahşap yemlik: Çatı arasında bulduğum ganimetlerimden ve o kadar temiz, o kadar hasarsız ki, bir tarafı ile oynamadan koydum büfenin üzerine.
Bu arada bir sürü ortanca kurutmuştum ya, içinde fena durmadılar sanki.
Neyse, konu hassas, şu hormonlu tavuk işini bir ara yine konuşalım olur mu?
Kaynamasın, bir ARENA yapalım aramızda:)









Çarşamba, Haziran 24, 2015

İnce eleyip sık dokuma! Tak duvara gitsin / Wreath from wood sieve ( DIY)










Aman! ne gerek var, "O, onu dedi; bu, bunu dedi; öyle yaptı, şunu giydi, bana mı dedi?
Öyle mi yapsam, böyle mi?
Kim dedi, niye dedi?
Bırak akışına, suyu da yoluna.
Hayat kısa, istikamet de belli.
 Eee o zaman?
İnan bana şu "Elek" dedikleri,
Duvarda daha iyi:)


Pazartesi, Haziran 22, 2015

Yazlık Hareketler















Uzun süren bir kış, haziran sonu olmasına rağmen ısınamayan bir hava, dışarı çıkarken, hırka veya uzun kollu bir şeyleri mutlaka çantaya atma, balkonda uzun saatler kalamadan içeriye kaçma ama "ne olursa olsun, havanız iyi olsun" sloganı ile yazın geldiğine kendini inandırmaya çalışma durumlarındayız şu ara.
Evde, ufak ufak hareketler içindeyim. Eşyaların yerini değiştirmeler, beyaza olan sonsuz tutkumun dik alası, galveniz beyaz saksıyı, koltuk arkasından havalı havalı sallandırmalar, içine cam güzeli ekmeler, düşen tuvalet kağıtlığını ince bir ağaç dalı ile buluşturmalar, yünleri, battaniyeleri kaldırıp, ketenlere, pamuklulara dönüş yapmalar, adaçayı, nane kurutmalar falan.
Yaz mevsimi, yenilenmek, üretmek, sadeleşmek ve hafiflemek için biçilmiş kaftan değil mi?
Keyifle, huzurla ve lütfen biraz daha güneş ışığı ile başlasın haftamız.
















Cuma, Haziran 19, 2015

Hayallerimin Barınağı













Ne varsa içimde beni çoşturan, evde ve sevdiklerimle olan zamanlarda bir şahlanıyor bir şaha kalkıyor ki!
Hele haftasonu da gelmişse, mevsimlerden yaz ise, yapmak istediklerimi, planladıklarımı yapabileceğim, en özgür zamanlarım başlıyor demektir.
Sıkılmak bile bazen hoşuma gidiyor, hiç birşey yapmadan öylece boş boş bakmak, düşünceleri bir kenara bırakıp, sadece o anda kalmak.
Bu ara, gaz lambasına sardık, akşam yemeğinden sonra, balkonda, sardunyaların ve fesleğenlerin kokusuna karışan gaz kokusu eşliğinde, çok eskilere gidiyoruz, çocukluğumuza, elektiriğin sürekli kesildiği zamanlara. Alp' e anlatıyoruz, "bunun ışığında ders yapardık" diye.
Bir de incir kolonyamız var, sürdükten sonra sanıyoruz ki, devasa bir incir ağacının altında, tahta masada içiyoruz çaylarımızı.
Çocukluğumun geçtiği evin bahçesindeki, ulu incirin, yapraklarından yayılan o muazzam kokunun etkisi ile herhalde.
İçimize, derinlerimize çekerek.
Öyle sevmişiz ki geçmişimizi, bu yüzden, geleceğimize kucak açıyoruz özlemle ve yüreğimizdeki tüm sevgi ile.
Harika geçsin haftasonunuz, tüm güzel kokular gelsin burnunuza ve yaşamın güzelliğini hissettirsin tüm hali ile.