Çarşamba, Nisan 23, 2014

Bugün 23 Nisan


Ata'mızın, tüm dünya çocuklarına armağanı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın 94. yılını, hep birlikte, huzurla ve çoşku ile karşılayıp, neşe içinde kutlayalım.
Nice 94 yıllara, Atatürk'ün çocukları.


Salı, Nisan 22, 2014


Annemin Çin İğnesi Laleleri









Sene 1955
Yalova

Beline kadar kuzguni siyah saçlı, kalem kaşlı, incecik belli, 16'sı bitmemiş, zarif, dünya güzeli "annem", 
Askerden yeni gelmiş, bakışları, yeşile çalan ama yeşil olmayan, elanın en güzel tonu ile bakan, ince yüzlü, bir erkek için fazla güzel elleri olan, şiirler yazan, kitaplara aşık, 22'sini henüz tamamlamış, memuriyete daha başlamamış, "anasız-babasız, kimsesiz" bir delikanlı "babam".
Bir cesaret, kasap dedemin karşısına geçiyor, "Allahın emri" diyecek, "Peygamber" diyecek, dedem satırı kaldırıyor ve babamın üzerine yürüyor, babam kaçıyor, o kovalıyor.
"Memura verecek kızım yok" benim diye bağırıyor arkasından.
Ve bir gece,
"Sen vermezsen, bizde kaçarız" hesabı, -o zamanlar, hep kızlar kaçarmış nedense- aynen dizilerde, filmlerde olduğu gibi, annem bir bohça yapıyor, babamla buluşup, ilk otobüsle, babamın memleketi Ahmetbey'e kaçıyorlar.
Dedem bir kaç yıl görüşmüyor onlarla, ama sonradan çok seviyor babamı, anneannem "cennet kuşum" diye seviyor.
Zorlu bir başlangıç, yokluklar, annemin, Yalova gibi o zamanın şartlarında, modern denecek bir yerden kalkıp, daha kapalı bir köy hayatına geçişi, yaşadığı sıkıntılar, ana-baba hasreti, ama sevdiği ile olmanın huzuru sayesinde, "nohut oda-bakla sofa" hayatları başlıyor. 
Sonra yine, kürkçü dükkanına, "Yalova'ya"gelip yerleşiyorlar.
Ta ki babamın, 2008'de ansızın gidişi ile noktalanan, tam 53-54 senelik gerçek bir aşk, yaşam ve anılar dizisi.
Anneme bazen, "yazsan roman olur" diyorum. Öyle bir hayat.
Bu çin iğnesini, annem o sene, -1956- Ahmetbey'de kadınlardan öğreniyor ve yapıyor. 
Ceviz sandığından çıkarıp, getirdim İstanbul'a. İki tane daha var, daha özenli çerçevelere asıp, salonun duvarına yan yana koymayı düşünüyorum, acele ettim biraz.
Hem babamın doğum günü şerefine olsun, hem annemin babama olan aşkını hep yaşatsın maksadı ile girişe astım. 
Nasıl mutluyum baktıkça, nasıl hüzünlüyüm.
Ama en önemlisi, gururluyum, "babam gibi" bir babam, "annem gibi" bir annem olduğu için.




Pazartesi, Nisan 21, 2014

Biraz mor salkım, biraz kartopu, biraz paskalya çöreği



















Pazar sabah yürüyüşümde, bana eşlik eden mor salkımları, kartoplarını, eve gelince, güzel bir çörekle tanıştırdım ama pişman oldum sanki.
Bir samimiyet, bir samimiyet sorma gitsin.
Bu kadar içten, "önceden tanışıyoruz zaten" muhabbeti görmedim.
Baharın çocukları ya hepsi, kan çekiyor belki ki.
Mutlu başlangıçlar,
Harika bir hafta,
Bol keyifli Pazartesi.






Cuma, Nisan 18, 2014


Cuma, mutlu eder!











Bahçede, balkonda, renkler ve çiçekler içinde, sırtınızı okşayan güneşin altında uzun kahvaltılar ve doyasıya keyif alacağınız bir haftasonu olsun dilerim.





Perşembe, Nisan 17, 2014

Apartman katında, sahil etkisi












Deniz havası almak, denizi hissetmek için illa, deniz kenarında yaşamak gerekmiyor. 
Pekala, evimizin bir odasında bile, o çok sevdiğimiz, iyot kokusunu hissedebilir, turkuaz mavi ile iç içe yaşayabiliriz.
Buzdolabımın üzerinde bir motto var. Daha doğrusu bir dilek. "Beyaz verandalı sahil evim için şükürler olsun" yazmışım ve asmışım üzerine.
Ben dileklerimi önce kağıda yazar, sonra görünür bir yere asarım. Gelip gittikçede o yazıyı okur, hayalimde canlandırırım önce ne istediysem.
İnanırsınız ya da inanmazsanız, bu bir "secret ilkesi" değil. 
Benim ilkem, benim düşüncem.
Bu hayalimin gerçekleşmesi zaman alabilir, bunu biliyorum ama diliyorum ve olacak biliyorum.
Bu nedenle, bir sürü sahil evi objesi, eşyası biriktiyorum.
Bu fotoğraflarda gördüklerinizin hepsi, yakında sahil evime taşınacak inşallah.
Cam şişelerde gördükleriniz, benim kum koleksiyonumdan. 
Her gittiğim tatil yerindeki deniz kumunu alır getiririm yıllardır. Ben gidemezsem Mete getirir, yurt dışı seyahatlerinden.
 Benim için paha biçilmez değerdeler ve çok ilginç, hiç bir yerin kumu birbiri ile aynı değil. Hiç bir sahilinki bir diğerine benzemiyor. 
Tıpkı bizler gibi, onlarda farklı-farklı karakterde sanki.

Diyeceğim, sizde isteklerinizin olacağına inanın önce ama yürekten inanın.
Gerisi için "yukarısı" mesaide, merak etmeyin.

Balık temalı tepsi: IKEA
Üzeri yazılı tealight mumluk: Mudo concept
Üzerinde yelkenli olan askılık: Boyner evde
Peştamal: Metro gros
Tel dolap: wood works by mete