Cumartesi, Temmuz 28, 2012





Domates Püresi

Yalova'ya her gidiş, bir araba bagajına sığacak, pazar alışverişi ile dönmek demek. 
Dillere destan "cumartesi pazarına" erken saatte gidilir, köylü kadınlardan bahçe mahsulü "Allah ne verdiyse" alınıp gelinir.  
En çokta domates.
Kışın bu lezzeti bulmak imkansız. Bu nedenle elime geçen her boş kavanoza, bu sene domates püresi yapıp attım dolaba. Benim nam-ı değer "kış askerlerim".
Anlatılacak, uzun uzadıya yazılacak, bir tarifi yok. 
Domatesler yıkanır, iri küpler-parçalar olarak doğranır. Tencereye konur. Bir miktar tuz atılır. Kaynamaya başlayınca, ısıtılmış kavanozlara doldurulup, ağzı sıkıca kapanır ve ters çevrilir. Soğuduktan sonra, buzdolabında veya serin bir yerde muhafaza edilir. 
Bu kadar. 
Sonrası, kışın ortası..
aç, aç kapakları..
ister blenderdan geçir, ister bu hali ile..
koy yemeğe, sür ekmeğe..

Çarşamba, Temmuz 25, 2012

Şeftalili Muhallebi






Temmuz ayı, en sevdiğim sebze ve meyvaların ardı ardına çıkmaya başladığı, benim kış için stok yapmaya başladığım ay.
Kayısı, şeftali ve kiraz, komposto olarak, domateslerde, doğranmış, az tuzla pişirilmiş olarak, kavanozlarda ağzı kapalı, karlı kış günleri için hazır. Ben onlara "kış askerleri" diyorum.

Şu aralar, şeftali bol olunca, hali ile her türlü pişirme ve yeme imkanı var. İster taze ye, ister pasta, muhallebi süsle, ister komposto yap.

Bu tarifte başka bir lezzet.


Salı, Temmuz 24, 2012







Sabah güneşi, kumkat kokusu..
Kumkat'ın, sabah salonuma yayılan mis kokusu, ta..Eyfel kulesinden hissedilmiş midir acaba? 
Sabah sabah içimi açan, enerjime enerji katan bu küçüçük, beyaz çiçekli, ağaca baktıkça,Tanrı'ya şükrediyorum.




Pazartesi, Temmuz 23, 2012

Güllaç







Refika Birgül, cumartesi günü Hürriyet'in "yaşam" ekinde yayınlanan yazısında, güllaç için "tatlıların fast food'u" tabirini kullanınca, önce anlamadım.  
Fast-food, hızlı tüketilen, sağlık için pek de uygun olmayan gıdalar, yiyecekler için kullanılıyor. Güllaç için neden bu kelimeyi kullandığını, yazının tamamını okuyunca anladım.
"Hızlıca yapabileceğimiz yegane tatlılardan olduğu içinmiş." diğer bir deyişle, çabuk ve kolay..
çok haklı, uygun ve yerinde bir benzetme. 
Bu güzel lezzetin, sadece ramazana özgü kalması biraz haksızlık. Bu nedenle, ramazan ayı boyunca sürekli yapmakla kalmıyor, yaprakları stokluyor ve kışın bile canımız istediğinde yapıyorum.
Mutlu, sağlıklı ve güzel tatların bir araya geldiği hayırlı ramazanlar..


Perşembe, Temmuz 19, 2012











Evin yeni konukları;
2 balık
1 biberiye
bolca denizden toplanmış çakıl taşı
meyva sandığı
ve çiçekler...






Çarşamba, Temmuz 18, 2012




Macar Keki

87-2001 yılları arasında, İstanbul / Nişantaşı'nda geçen, yatılı, meşakatli öğrencilik yılları ve sonrasında yine, aynı yerde devam eden uzun bir çalışma dönemi sırasında, çevre esnafı, bakkalı, manavı, pastanesi, tostçusu, kırtasiyecisi, kuaförü ile "aile gibi" olduğumuz şanşlı, güzel dönemler yaşadım.
Okula yakınlığı nedeni ile "Şendil Pastanesi"nden" sonra, ikinci adresimiz "Görgülü Pastanesi" idi.
Saat 17:30'da başlayan bir saatlik çarşı iznimizde,  önce Şendil'e uğrar, üzeri bol pudra şekerli, içi kremadan patlayacak gibi olan "Alman pastasımızı" alır, Zait abiden -bakkalımız- "gülüm" şişe sütlerimizi poşete koyar, Görgülü'ye "Macar kek" almaya giderdik. 
Bunların hepsini alıp, okula gelir, akşam yemeğinden sonra, yatakhanede, sanki hiç yemek yememişiz gibi, boğulurcasına, ağzımızdan pudra şekerlerinin pöflemesine aldırmadan, en abuk subuk şeylere bile saatlerce kahkahalar artarak, keyifle yerdik. 
Sanırım, 13-14 yaşlarında, aileden uzak kalmanın verdiği açığı, açlığı tatlı yiyerek gidermeye çalışırdık.."tatlı yiyip, tatlı düşünelim" gibi yanlış bir beslenme mantığı ile:)

Yıllar sonra,  gidişlerimde gördüm ki..Şendil Pastanesi kapanmış.   Zait abi gitmiş..Meşhur kahve zincirleri sokağı sarmış. 
Ama, "Görgülü"hala kapı gibi yerinde.."Macar keki" de..
Çekmeköy'e açıldıkları ilk günden itibaren, arada gider kaldıysa eğer!!  bu kıvamında tuzlu, bol otlu kekinden alırım. Talibi çok olduğu için erken uğramak gerek, zira kalmıyor.
Bende, bu lezzeti, evde denemeye karar verdim. Okuyacağınız tarif "Görgülü" ye ait değil ama  tadı ona çok yakın oldu. Gidince soracağım..bakalım tutturabilmiş miyim?

Salı, Temmuz 17, 2012







Gelir gelmez, İkea'daki güvenlik görevlisi bayan,"bir haftadır uğramıyor, nerede kaldı?" demesin diye!!! İkea'nın yolunu tuttum. 
Mete ile Alp "buz devrini" seyretti ben ikeayı:)
Görür görmez, bu gül kokulu, porselen tabak içindeki mumlara bayıldım.
Bu duvar apliği ve pembe mumların yanına, balkondan bir dal pembe sardunya eklenince..
Kıbrıs'tan getirdiğim taşın üzerine, keçeli kalemle  "Love" yazıp sehpaya koyunca..
"Fotoğraf çekmemek haksızlık olurdu" diye geçirdim içimden.





Pazartesi, Temmuz 16, 2012








Bembeyaz alabildiğine uzun kumsalı, "bardağa koy, iç" dediklerinden denizi, hem göze, hem sindirime iyi gelen yemekleri, gündüz yüzerken, ayağına sürtünen balıkların, gece, bilmiş bilmiş oltaya itibar etmemeleri...


Kaya Artemis/Kıbrıs...


Bir sürü, lavanta ve deniz kabuğu ile-sözümü tuttum- yükte ağır ancak ruhen hafiflemiş, çok mutlu olarak döndük survivor otelinden...




Cumartesi, Temmuz 07, 2012




biraz deniz kabuğu ve lavanta toplayıp geliyorum. iki de kulaç atarım..
bir yere ayrılmayın:)






Marin terapi


Tatile sayılı saatler kaldı ya...bende ki deniz, kum ve güneş heyecanı hat safhada.. evin her yerinden "deniz kokusu" geliyor..

Cuma, Temmuz 06, 2012




Şeftali Kompostosu

Her türlü meyva ağacının içinde geçen bir çocukluk ancak ağzına meyva sürmeyen bir çocuk.
Yaş ilerledikçe meyvanın o güzel ve sağlık dağıtan, her türlü nimetlerinden faydalanmaya başladım nihayet.
İster çiğ, taze, isterseniz kavanozlarda kışlık.
Benim tercihim şu aralar, komposto olarak tüketmek.
Özellikle sabahları, tam tahıllı mısır gevreği üzerine bir kaç dilim şeftali kompostosu koyup, süte yatırdığım zaman...
yutkundum..
yok! 
devamını getiremeyeceğim..

Perşembe, Temmuz 05, 2012

Kandil Simiti




Kandil Simiti

Tarifteki simitler, dışardan alınanlara pek benzemiyor. Kıyır kıyır bir hamur, ağızda dağılan cinsten ama onlar gibi sert değil. Mahlep tadı daha yoğun. Mayalı oldukları için, daha bir "tuzlu kurabiye" tadında. Bende ilk defa denedim ve tadını çok beğendim. Tuzlu kurabiye sevmeyen Alp bile akşamdan beri "anne, simit kaldı mı" diye soruyor.

Aslında, tarifi dün verecektim ancak, hazırla, pişir, dağıt derken yetiştiremedim. Olsun. Yaşça büyüklerimizin, diledikleri gibi  olursa eğer, "daha çok kandiller göreceğiz" zaten.

Çarşamba, Temmuz 04, 2012



Sabah güneşi, taze demlenmiş tomurcuk çay ve dergiler..küçük detaylar, büyük mutluluklar..
Kandiliniz kutlu olsun.